– Dilsel çeþitlilik aðý – Tlaxcala Aralýk 2005’te internet aracýlýðýyla tanýþan ve ortak çýkarlarý, hayalleri ve ortak sorunlarý olduðunu keþfeden küçük bir grup sanal-aktivist tarafýndan kuruldu. Að süratle büyüdü : Bugün (Þubat 2008) yüzden fazla üyeden oluþmakta ve oniki dilde çeviri yapmaktadýr.
Bu manifesto onlarýn ortak felsefesini ifade ediyor.
Dünyada konuþulan tüm diller insanlýk ailesinin kardeþliðine katký saðlamalýdýr, ve saðlýyor da. Birçok insanýn inandýðýnýn aksine dil sadece dilbilgisel bir yapý, belli bir sözdizim kodunda uyum içinde birbiriyle baðlantýlý sözcükler takýmý deðil, ayný zamanda ve de öncelikle duyularýmýz üzerine kurulmuþ anlamlarýn oluþturulmasýdýr. Özel, coðrafi ve politik baðlamdaki kendi dünyalarýmýzý onunla gözlemliyoruz, yorumluyoruz ve ifade ediyoruz. Dolayýsýyla, hiçbir dil tarafsýz deðildir ve belli bir “genetik kodun” yani kültürlerin ait olduklarý izlerin taþýyýcýsýdýr. Ýlk imparatorluk dili olan Latince, Romalý sömürge birlikleri varlýklarýný Avrupa’nýn güneyine, Afrika’nýn kuzeyine ve Ortadoðu’ya kadar geniþlettiklerinde, yok ettiði dillerden arta kalanlarý çiðneyerek, ezip geçerek doruk noktasýna ulaþmýþtý. Bu yüzden Rönesans’ýn baþýnda yeni bir tahribat dalgasý oluþturan ve bu kez Amerika kýtasýnýn fethedilen halklarýný ezen dilin, Latincenin genetik kýzý Ýspanyol dilinin olmasý þaþýrtýcý deðildir.
Bir imparatorluk ve dili her zaman atbaþý gider ve tanýmlarý gereði baþkalarýnýn sýrtýndan geçinirler. Farklýlýðý reddederler. Her hakim dil, sadece kendi açýsýndan anlattýðý ve kendinden aþaðý gördüðü dillerde ifade edilen görüþ açýlarýný yok ettiði (en azýndan bunu yapmaya çalýþtýðý) tarihin öznesi mertebesine kendini konumlandýrýr. Ýmparatorluðun resmi tarih yazýsý hiçbir zaman masum deðildir, ve yarýnýn tasvirine kendi dünya görüþünü yansýtmak amacýyla dünkü eylemlerini bugün haklý gösterme çabasýný taþýr. Roma Ýmparatorluðu’nun fethettiði halklarýn ne acýlar çektiðini kimse bilmiyor çünkü, ayný zamanda onlarýn kültürlerinin de yok oluþu anlamýna gelen maðlubiyetleri hakkýnda yazýlý kayýtlar bulunmamakta. Buna karþýlýk Ýspanyol Ýmparatorluðu tarafýndan fethedilen Amerika kýtasýnýn dilleri geride tanýk olduklarýnýn izini býraktýlar. 16. yüzyýlýn ikinci yarýsýnda, Meksika’nýn fethinden kýsa süre sonra Rahip Bernardino de Sahagún, Náhua anlatýlarý ile (Náhuatl, Aztek uygarlýðýna ait en eski dil olup bugün hala Meksika’da konuþulmaktadýr) pre-hispanik toplumu ve kültürü resmeden tasvirleri biraraya getiren ve bugün Florans Kodeks’i olarak bilinen bir derleme oluþturdu. 16. yüzyýlda kayda geçen – ve ilkinin aksi olgulara tanýklýk eden – ikinci belge ise Lienzo de Tlaxcala’dýr. Melez Diego Muñoz de Camargo bu anlatýsýný, atalarýnýn (Tlaxcaltèque asillerinin) ürettiði ve hem Hernán Cortés’in geliþini hem de conquistador’lar (16. yüzyýlda Meksiko veya Peru fatihlerine verilen ad) tarafýndan yok edilen ve yerine Meksika þehrinin kurulduðu Aztek Ýmparatorluðu’nun baþkenti olan Tenochtitlans’ýn düþmesini anlatan freskler üzerine kurgulamýþtý. Tlaxcala o dönemde Aztek Ýmparatorluðu Tenochtitlan’a rakip bulunan ve Cortes’e onun yok edilmesinde yardýmcý olan bir þehir devleti idi. Aslýnda bu kendi idamýný imzalamak anlamýna geliyordu. Çünkü bu maðlubiyetten doðan yeni Ýspanyol Ýmparatorluðu (ister Ýspanya hükümdarlýðýnýn yandaþý ister düþmaný olsun) – sahtekarca pre-kolombik olarak nitelenen – tüm yerli halklarý kendi boyunduruðu altýna almaktaydý ve sonuç olarak bu zafer bu insanlara ait kültürlerin ve dillerin nerdeyse tamamen kayboluþuna neden oldu.
Günümüzün hakim gücü resmi dili Ýngilizce olan Amerika Birleþik Devletleri’dir. Bir hakim /imparatorluk dilinin davranýþ özelliklerine sadýk bir biçimde, Ýngiliz dili de bugün kendi kuralýný dayatmakta. Ýngiliz dilinin etkisi altýnda ülkeler ve bölgelerin tamamý kendi öz dillerini kaybettiler ya da etmek üzereler. Filipinler ya da Porto Riko bunun sadece iki örneðidir. UNESCO’nun araþtýrmalarýna göre, Ýngilizce, Fransýzca, Portekizce ya da bir ülkede çoðunluðun kullandýðý dillere yüklenen yanýltýcý prestij yüzünden her iki haftada bir yerel bir dil ölüyor.
Elbette küresel iletiþim çaðýnda karþýlýklý tanýþmayý kolaylaþtýrmak için bir lingua franca, bir ortak dil kullanmanýn olumsuz bir yönü yok, fakat bu dil -bilinçli ya da bilinçsiz þekilde- onu karakterize eden üstünlük ideolojisinin aracý ise ve ayný zamanda bu üstünlüðü “kendinin astý – altý” olarak gördüðü dillere yani diðer hepsine karþý küçümseyerek gösteriyorsa çok zararlý olabilir. Üstünlük kompleksi hakim dilin ya da ona baðlý bir dilin daimi refakatçisidir. Ve bu üstünlük o dille öylesine eþtözlülük gösterir ki, daha iyi bir dünya için mücadele eden ingiliz militanlar arasýnda bile ortaya çýkar. Kullandýklarý yayýn organlarý bunun en somut kanýtýdýr. Yayýnladýklarýnýn tamamý içinde “alt” dillerden yapýlan çevirilerin sayýsýnýn oraný çok düþüktür. Tek sorun Ýngilizceden diðer dillere yapýlan çevirilerin aþikar fazlalýðý deðildir ; aksi yöndeki çevirilerle ilgili ayný saptamayý yapmanýn mümkün olmamasý baþlý baþýna bir problem oluþturmaktadýr. Þu ana kadar böylesi bir tutarsýzlýðý kabul ettiðimiz için hepimiz suçluyuz.
Dilsel çeþitlilik aðý Tlaxcala, ona adýný veren talihsiz þehir devleti için post modern bir saygý olarak doðdu. Tlaxcala devleti daha güçsüz bir imparatorluða, Náhua’ya karþý savaþmak için, bir Ýmparatorluða, Ýspanyol olana, güvenmekle trajik hatayý iþlemiþ ve hiç kimsenin, hiçbir zaman Ýmparatorluklara – hiç birine – güvenmemesi gerektiðini, çünkü onlarýn astlarýný sadece tek bir amaç için, kendi hedeflerine varma yolunda bir basamak olarak kullandýklarýný ancak çok geç öðrenmiþti. Tlaxcala çevirmenleri, dünyanýn her yerinde, Tlaxcalteklerin yitik yazgýlarýnýn intikamýný almak istemektedirler.
Tlaxcala’nýn çevirmenleri farklýlýða, ötekinin görüþ açýsýný anlamanýn gerekliliðine inanýrlar. Ve bu nedenle, Ýngiliz dilinin emperyalizmini, bugün metinlerini bu hakim Ýmparatorluðun etkisinin duyulmalarýna izin vermediði dillerde yazan yazar, düþünür, karikatürist ve militanlarýn sesini mümkün olan her dilde (Ýngilizce dahil olmak üzere) yayýnlayarak, ortadan kaldýrmaya karar vermiþlerdir. Yine ayný yolla, Tlaxcala, Ýngilizce bilmeyen okurlara bugün marjinalleþmiþ olan ya da þimdiye dek çok kýsýtlý çevrelerde yayýnlanan ve neredeyse ulaþýlamaz durumdaki ingiliz yazarlarýn düþünceleriyle karþýlaþma imkanýný saðlamaya çalýþacaktýr.
Ýngiliz dili sahip olduðu bilgi iþlem aygýtý konumuyla küresel bir güç yapýsý gibi iþliyor. Dünya dillerini ve kültürlerini, temsil ettiðini öne sürdüðü dünyadan izin almayý bir an bile düþünmeksizin, kendi imajýna ve arzusuna göre formatlýyor. Tlaxcala’nýn çevirmenleri bu söylemin efendilerinin yenilebilir olduklarýna inanýyor ve bu aygýtý bozmayý umuyorlar. Onlar dünyanýn, çok kutuplu, çok dilli ve hayatýn kendisinin olmayý baþardýðý gibi çok çeþitli olmaya doðru yol aldýðýna kaniler.
Tlaxcala’nýn metinleri seçme iþlemi Evrensel Ýnsan Haklarý Beyannamesi’nin temel deðerlerini yansýtýr, bireyin haklarý ve onuruna kesin ve tam bir saygýyý hedefler. Tlaxcala’nýn üyeleri anti-militarist ve anti-emperyalisttirler ve “neo-liberal” kapitalist küreselleþmenin karþýsýndadýrlar. Ne medeniyetler ayrýlýðýna ne de bugün terörizme karþý yürütülen emperyalist haçlý seferine inanýrlar. Irkçýlýðý ve, doðal ve özgür seyahati, Gezegenimizin halklarý ve dilleri arasýnda alýþveriþi ve paylaþmayý engelleyen – gerçek anlamda ya da dilsel anlamda – duvarlarý ve elektrikli engelleri mahkum ederler. Öteki’ne deðer vermeyi, onu kabul ve takdir etmeyi ve ona saygý göstermeyi geliþtirmek ve de artýk Tarih’in bir nesnesi olmaktan çýkýp, tam bir eþitlik içerisinde, tarihin öznesi olma arzusunu dile getirmeyi amaçlarlar. Bu çaba gönüllü ve karþýlýksýzdýr. Tlaxcala tarafýndan halka sunulan tüm çeviriler “Copyleft” niteliðindedir : ticari olmayan amaçlarla, kaynaðýn belirtilmesi koþuluyla, baþka yerde kullanýlabilir.
Bütün dillerin tercüman ve mütercimleri, birbirinizle baðlantý kurun ve birleþin ! Hedeflerimizi paylaþan sizler, gök kuþaðýnýn her renginden webmaster’lar ve blogcular, bizimle iletiþim kurun !
***
Manifestomuzu yayýnlamak için 21 Þubat tarihini seçmemiz bir rastlantý deðildir. 21 Þubat, 50’li, 60’lý ve 70’li yýllar boyunca, dünya anti-sömürgecilik ve anti-emperyalizm günü olarak kutlandý.
“Kendisi için bir tek anavatanýnda gömüleceði yeri talep eden insandýr dinlenilmeyi, daha da önemlisi, inanýlmayý hak eden.” Bu sözlerin sahibi Augusto Cesar Sandino, Nicaragua’da baþa geçecek olacak diktatör Somoza’nýn talimatýyla 21 Þubat 1934’de öldürülmüþtür. Ona Hür Ýnsanlarýn Generali denilmekteydi ve bir gün önce imzalanan barýþ anlaþmalarýna göre, zora baþvurmadan ülkenin kuzeyinde bir köylü kooperatifine geri çekilmeyi taahhüt etmiþti. Sandino, Nicaragualýlarýn vatanseverliðine ilham olan paradigma, askeri müdahaleye ve ülkesinin Amerika Birleþik Devletleri tarafýndan iþgaline karþý inatçý bir direniþteki ulusal onurun ruhunu sembolize eder. Onun köylü ve iþçilerden oluþan “Ulusal Egemenlik Savunma Ordusu”, emperyalizme ve diktatörlüðe karþý, sopalarla, kendi iþ aletleriyle, paslanmýþ tüfeklerle, çivi ve taþlarla doldurulmuþ konserve kutularýndan yapma bombalarla savaþmýþtýr. Sandino’nun askerleri düþman uçaklarýný taþ atarak bile düþürmeye ve de özellikle her þeye ve herkese karþý ahlaki deðerleri ve ülkelerine karþý sýnýrsýz bir sevgiyi, satýlmýþ bir ordunun ve kendilerinden yüz kat daha üstün bir iþgal ordusunun karþýsýnda, muhafaza etmeye muktedirdiler. Sandino, Nikaragua ve Latin Amerika’daki sýradan insanlarý ve sömürülenleri temsil ederek, köylülüðün ulusal özerklik için zafer dolu bir direniþi örgütleyebilecek güçte olduðunu kahramanca kanýtladý.

“KURTARICILAR MI ?”
O gün, 21 Þubat 1944 günü, Paris sabahýn erken saatlerinde uyandý ve duvarlarýný büyük kýrmýzý posterler ile donatýlmýþ buldu. Afiþler Fransýz topraklarýnda Nazilere karþý ilk direniþ hareketi olan “Francs-Tireurs et Partisans – Main-d’oeuvre Immigrée de Paris (FTP-MOI)” (Paris silahlý halk ordusu, partizanlar ve Göçmen iþçiler) grubunun 23 üyesinin Valérian Daðý surlarýnda gerçekleþecek olan idamýný ilan ediyordu. Grubun lideri Missak Manouchian, 36 yaþýndaydý, Ermeni Soykýrým’ýndan sað çýkmýþtý ve bir göçmendi. Nazi askeri mahkemesi önündeki alelacele yapýlan yargýlanmasýna iþtirak eden ve onu bir “pis yabancý” olarak niteleyen Fransýz iþbirlikçilerine, “ Size Fransýz vatandaþlýðý miras kaldý, ben onu hak ettim” diye yanýt vermiþti.
21 Þubat 1952 tarihinde, onbinlerce öðrenci, aydýn ve emekçi, Bengalilere Pakistan’ýn tek resmi dili olarak Urdu dilinin dayatýlmasýný protesto etmek için, o dönem Doðu Pakistaný’nýn bugün de Bengladeþ’in baþkenti olan Dacca sokaklarýna indi. Öðrenciler yürümeye yeltendikleri anda polis ateþ açtý ve aralarýndan dördünü o gün, ve en az yedisini de takip eden iki gün içerisinde öldürdü. Bunun üzerine eylem bir halk ayaklanmasý haline dönüþtü ve sonuçta, Nikson yönetimince desteklenen ve XX.inci yüzyýlýn en kanlý etnik temizlik harekatlarýndan birinin bitiminde, Pakistan’dan ayrý bir Bengladeþ ortaya çýktý. O tarihten bu yana Bengladeþ halký Ekushey’i ( Ekush : Bengalice 21, Ekushey : ayýn 21’i, o gün), Bangla/Bengali dilinin zengin mirasýný korumak amacý ve endiþesiyle Þehitler Günü olarak anar. 2000’de UNESCO, bu eylemin saygý veren anýsýna, 21 Þubat’ý Evrensel Anadili Günü ilan etmiþtir. (21/02/2009 tarihinde eklenmiþtir).
“Þehitlik zamaný gelmiþtir, ve ben de þehitlerden biri olacaksam eðer, bu, ülkeyi kurtarabilecek tek þey olan kardeþlik davasý için olacaktýr”. Bunlar Malcolm X’in, 21 Þubat 1965 günü Harlem’de bir miting sýrasýnda, 1963’de Afro-Amerikan Birlik Örgütü’nü kurmak için terk ettiði Nation of Islam örgütünün üç üyesi tarafýndan öldürülmeden önceki son sözleriydi. Nisan 1966’da Malcolm X’in katilleri müebbet hapse mahkûm edildiler fakat cinayeti planlayanlardan – Ýmparatorluðun Sahipleri- , bir çoðu tamamen cezasýz kaldý.
Malcolm X, El Hac Malik al-Þahbaz, asýl adýyla Malcolm Little, 39 yaþýndaydý. Mekke’de, dünyanýn her yerinden ve her kökenden gelmiþ hacýlarla karþýlaþtýðý ve evrenselliði keþfettiði hac yolculuðundan yeni dönmüþtü. Nation of Islam’dan ayrýlmasýnýn nedenlerinden biri onlarýn ABD’nin güneyinde baðýmsýz bir siyahi devlet kurmak için görüþmeler yapmak amacýyla Ku Klux Klan ile baðlantýya girmiþ olmasýydý. Týpký dönemin en berbat antisemitistlerinden, Yahudi devleti projesine destek dilenen Siyonismin kurucusu Theodor Herzl’in yaptýðý gibi.
Bu anma gününde, biz de Tlaxcala’yý halklarýn onuru için mücadele etmiþ bu üç kahramanýn – Sandino, Missak Manouchian ve Malcolm X’in – deðerli himayelerine emanet ediyoruz.
Cyberespace, 21 Þubat 2006
Manifestoyu imzalayanlar :
ALMENDRAS Nancy Harb
ANGUIANO Rocío
BOCCHI Davide
DÍEZ LERMA José Luis
GIUDICE Fausto
HAUN Agatha
HIRSCHMUGL Eva
INDA Elaine
JUÁREZ POLANCO Ulises
KALVELLIDO Juan
MANNO Mauro
MARTÍNEZ, Miguel
NOZAL, Abbé
PÁRAMO Ernesto
RIZZO Mary
SANCHIS Carlos
TALENS Manuel
TARRADELLAS Àlex
VITTORELLI Manuela
ve diðer 115 imzacý
Diðer dillerde Manifesto :
